hüda's profileRAHMAN VE RAHİM OLAN ALL...PhotosBlogGuestbookMore Tools Help

Blog


    February 23

    HAYATIN ANLAMI

     

    siyah beyaz cicek

    HAYATIN ANLAMI
     
    Hayat, büyük bir çelişkidir. doğru ve güzel olanı çok zor bulmak ama hemen ardından çok kolay kaybetmektir

    Hayat, biliyor olmamıza rağmen hep çok geç fark etmektir.

    Hayat, korunması gerekenleri bir türlü koruyamamaktır.

    Hayat, her anlamın birgün anlamsızlaştığı bir sahnedir.

    Hayat, varlığın bile gün gelip yok olduğu yerdir.

    Hayat, seçimlerdir.her seçimin başka bir çelişkiyi doğurduğu ve her çelişkininde başka bir seçime gittiği...

    Hayat, önceki doğruların sonraki yanlışlar ve önceki yanlışlarında sonraki doğrular olduğu bir mekandır.

    Hayat, emeklerinizin karşılığını asla ihtiyacınız olduğu zaman vermeyen bir oyundur.

    Hayat, içinde kaybolduğunuz zaman aynadaki görüntünüzün bile silinip gittiği bir boşluktur.

    Hayat, doğduktan sonra ölüme ulaşabilmek için geçtiğiniz en büyük labirenttir.

    Hayat, ölmek için doğmak kadar büyük bir çelişkidir.

    sonuç olarak hayat, siz bileti hangi yöne alırsanız alın sizi kendi istediği yere götüren tek trendir...

     


    February 22

    UMUTLARINA TUTUN

    Umutlarına tutun.

    Gözlerin, Yakup sabrıyla seyreylediği bir direnişle karşılasın
    sıkıntılarını.

    Kalbin, kuyularda ümidini diri tutan Yusuf’un çaresizliğiyle beklesin
    kurtuluşunu.

    Düşüncelerin, iffetine suskunluk yeminleri etmiş Meryem kadar sessiz
    anlatsın masumluğunu.

    Özlemlerin, Medine’de Muhammed’in(s.a.v) gelişini bekleyen insanların
    coşkusuyla karşılasın vuslatını.
     
    Düşüncelerine tutun.

    Kendi vicdanının yargıcı,

    kendi günahının tövbekarı ol.

    Kendi acısının sabredeni,

    kendi sıkıntısının ilacı,

    kendi dertlerinin dermanı ol.

    Kendi yalnızlığının dostu,

    kendi cümlelerinin anlamı,

    Kendi sessizliğinin sesi ol.
     
    Kalbine tutun.

    Hayatın sana bırakılan sokaklarına, karmaşık duygularını kapıların arkasına
    kilitleyerek çık. Bütün yürüyüşlerin, bütün yolların sonu kendinde bitsin.
    En çok da kendine özlem duy. Aynada gördüğün yüzün, kalbindeki senden
    başkası olmaması için özlemlerine tutun. Yol uzun, vakit kısa. Zamanın hayat
    törpüleyen basamaklarından, ömrümün son durağına esenlikle gitmek
    istiyorsan, en çok kendini özle. En çok kalbine, kendine tutun.

    Çünkü;

    Hayat bilmeli ki aslolan, Muhammed’in (s.a.s) Hira’dan hayatın merkezine
    indirdiği cümlelerin oluşturduğu yankıdır.

    Hayat bilmeli ki aslolan, ölümün gözlerine yaşarken bakabilmektir.

    Hayat bilmeli ki aslolan, kalbinin gerçek sahibine sımsıkı tutunmaktır.

    February 12

    DERDİN NEDİR

     
     
    DERDİN NEDİR
     
    DERDİN NEDİR, neyi dert ediniyorsun; derdin özünü emmişsen, özün dertten kurtulmuştur… Kurtuluş; dertlerin tükenmesinde değil, tükenmez şifayı bulmakta… Cennet neresi, cehennem ne kadar uzak, ölüm ne yakın, ömür ne kısa, hayat ne uzun? Hepsi şuurdan damlayan bir katre içinde kayıp…

    İdrak kapılarını açan dertler, dert değil devadır… Kapılar açılmamışsa yıldızlar ne yapsın, zerreler ne söylesin? Hikmet bahçelerinde irfan devşirmiyorsan, kaç kâinat olsa ne yazar?

    Dert darbelerinin açtığı tüneller; seni, içindeki cenneti götürecektir… Cennetin güzelliğini daha iyi idrak edebilmem için, keder ateşlerde kavrulmalısın… Ateşin ötesinde; altlarından ırmaklar akan cennet… Üstünden geçersin ateş elemlerin, seni yakmaz; içinde yanan iman alevi gürse… Cehennem ne kadar kavursa da, geç der, beni de söndüreceksin; O Nur-u İlahiye nar bir şey yapamaz…

    Her nakışta, nara ve nura giden yolu idrak etmişsen irfana ermişsindir; derdi dert etme, seni terbiye için gelmiştir… Her hadisede güzelliği ve çirkinliği fark etmişsen; hayatı idrak etmişsindir; sonun güzeldir… Eşyayı, "eşya" olmaktan öte görmüşsen, irfan ufukların genişlemiştir; dert değil yağan, feyz yağmurları… Aradığın idrak, avuçlarına damla damla dökülecektir; kalbini temiz ve açık tut…

    Niyet ve nazarın temizse, kömür kederler bile sevinç altınlara dönüşür; küllerin arkasından koşma ve ağlama… Amal ve emellerini öyle bir yüksek niyette tut ki, keder külleri erişemesin; nurani iklimlerde nefes alıp veresin…

    Nereye bakıyorsun; neyi düşünüyorsun, düşlerine ne düşüyor? Sana elem veren elemler, seni nereye taşıyor; düşünmeye değer dert… Düşlerine giren dertler, idrakini açıyorsa sabah yakındır… Yakınmak için değil yıkanmak içindir, yanmak için değil yangınlardan korunmak içindir düzeyli dertler…

    Keder gecelerde hikmet içiyorsan sevinç sabahlar, serin seherler senindir… Sevinmelisin seni bulduran, seni "ben" den koparan kederlere… Üzülmelisin seni "ben"leştiren sevinçlere… Coşmalısın; bir damlada deryayı görmekle, kurumalısın; deryada damlanın derinliğini görmemekle…

    Gam dağlarına çıktığında sonsuzluğu seyreden yıldızları görüyorsan, güldüğün gündür… Çukur sevinçlere seviniyorsan, gün; ağlayacağın gündür… Kederin katmerlisi, kendine gelmediğin, "ben"le barışmadığın kederdir… Ah ne keder…

    Kederin kalbini girmekten korkma, kederin kalbine kaplamasından kork… Keyif kaçırsa da kederler, gecikmeyecek sevinçleri söyler; kalbi berrak, nazarı temizlere… Berrak ve temiz değilse idrakin, aydınlık değilse irfan ufkun; ne kadar kederlensen yeridir, ne kadar elem duysan azdır…

    Sevinciniz bol, kederiniz az, gamınız küçük olsun.

    February 05

    ÖNEMLİ SUALLER VE CEVAPLAR

     
    Önemli sualler ve cevaplar

    — Çok zengin olmak için ne yapmalı?
    Kanaatkâr olan, insanların en zengini olur.

    — En hayırlı kimse olmak için ne yapmalı?
    İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.

    — En adaletli kimse olmak için ne yapmalı?
    Kendin için istediğini, insanlar için de isteyen, insanların en adili olur.

    — Allah’ın en has kulu olmak için ne yapmalı?
    Allah’ı çok zikredip anan, Allah’ın en has kulu olur.

    — İhsan sahibi olmak için ne yapmalı?
    Allah’a, Onu görür gibi ibadet eden ihsan sahibi olur.

    — Kâmil imana kavuşmak için ne yapmalı?
    Güzel ahlaklı olmalıdır.

    — Nur içinde haşrolmak için ne yapmalı?
    Hiç kimseye zulmetmeyen, nur içinde haşrolur.

    — Günahların azalması için ne yapmalı?
    İstiğfar ederek, günahlarının bağışlanması için Allah’a yalvaranın günahları azalır.

    — Kerem sahibi olmak için ne yapmalı?
    Allah’a kullarını şikâyet etmeyen, insanların kerimi olur.

    — Rızkın bol olması için ne yapmalı?
    Temizliğe devam edenin rızkı bol olur.

    — Allahü teâlâ ve Peygamber efendimiz tarafından sevilmek için ne yapmak gerekir?
    Sevilmek için, sevdiklerini sevmek, sevmediklerini de sevmemek gerekir.

    — Allah’ın gazabından kurtulmak için ne yapmalı?
    Kimseye kızmayan Allah’ın gazabından kurtulur.

    — Duaların kabul olması için ne yapmalı?
    Haramlardan sakınanın duaları kabul olur.

    — Başkalarının yanında rezil olmak istemeyen ne yapmalı?
    Namusunu koruyan, iffetli olan, insanlar yanında rezil olmaz.

    — Ayıpların gizli kalması için ne yapmak gerekir?
    Din kardeşlerinin ayıplarını örtenin ayıplarını Allah örter.

    — Günahları ne affettirir?
    Gözyaşları ve hastalıklar.

    — Hangi iyilik daha faziletlidir?
    Güzel ahlak, tevazu, belalara sabır ve kazaya rıza...

    — En büyük günah nedir?
    Kötü ahlaktır.

    [Verilen cevapların hepsi hadis-i şeriftir.]
    February 03

    DUA

     

    Bir İnşirah Ayeti Kadar SANA Geldim
     
    İnşirâh! İnşirâh! İnşirâh! Hâra düştüm, dilime kan değdi yüreğime od. Dâra düştüm Ey Rab bana bir inşirah.. Ah-u efgânımı bir dinleyiver, bu gece çok karanlık! Katran karası olmuş göğsümü bir açıver! Daraldım! Bir bakıver..

    Allah'ım Değiştiremeyeceğim Şeyleri Kabullenebilmek İçin Huzur,

    Değiştirebileceklerim İçin Cesaret ve

    Aralarındaki Farkı Kavrayabilmek İçin Akıl Ver!!

     
    Allah'ım gönlümde olanı hakkımda hayırlı eyle,
    Hakkımda hayırlı olana gönlümü razı eyle.
    (Amin.)
     
    Yerlerin, göklerin, ayın ve güneşin Rabbine sonsuz hamd-ü sena ile;

    February 02

    SABIR

                                

                                    SABIR

    Acıya katlanma, sıkıntı ve meşakkatlere karşı soğukkanlılıkla mukavemet etme, aklın ve dinin gösterdiği yolda sebat etme.

    Sabır ruhun bir melekesidir, güzel bir huydur. Tahammülü zor ve nefse ağır gelen şeylere katlanmak ancak sabır ile olur. Bir hakkı müdafaa ve muhafaza etmek için gösterilen sebat, sabretmekle mümkündür. Allah'ın emirlerini yerine getirmek, aklın ve dinin hoş görmediği ve nefsin meşrû olmayan istek ve arzularına mukavemet edebilmek, hayatta elde olmadan başa gelen ve insana büyük elem ve keder veren bela ve musîbetlere karşı koyabilmek ve bunların üstesinden gelebilmek için sabırlı olmak ve sabretmeye alışmak lazımdır.

    Bütün faziletlerin anası, hayatta muvaffak olmanın ve kemale ermenin sırrı bu güzel özelliktir. Her türlü rezaletin sebebi sabırsızlık veya gerektiği kadar sabır gösterememektir. Sabır her faziletin üstünde bir değer taşır. "Şüphesiz Allah Teâlâ sabredenlerle beraberdir" (el-Bakara, 2/153, 155).

    Sabrın sonu selamettir, başarıdır. Sabır acıdır. Fakat sonucu tatlıdır. Hz. Peygamber (s.a.s); "Sabreden başarıya ulaşır' ; "Sabır başarının anahtarıdır"; "Sabır bir ışıktır"; "Sabır cennet hazinelerinden bir hazinedir"; "Sana sıkıntı veren şeylere karşı sabretmende bir çok hayır vardır" buyurarak sabrın faziletini anlatmıştır.

    Hz. Peygamber (s.a.s); "Sabır, acı bir olayın yaptığı sarsıntıya karşı ilk anda gösterilen tahammüldür" (Buhârî, Cenâiz, 32) sözüyle bir felaketle ilk karşılaştığı zamandaki sabrın önemini vurgulamıştır. Sabretmek, mahkûmiyete, meskenete ve zillete razı olmak, haksız tecavüzlere, insan haysiyetine gölge düşürecek saldırılara katlanmak ve bunlara ses çıkarmamak anlamına gelmez.Çünkü meşru olmayan şeylere karşı sabretmek caîz değildir. Bunlara karşı içten elem duymak ve bunlarla mücadele etmek gerekir. İnsanan kendi gücü ve iradesiyle üstesinden gelebileceği kötülüklere katlanması ya da karşılayabileceği ihtiyaçları karşısında gevşemesi sabır değil, acizlik ve tembelliktir. Rasulullah (s.a.s); Ya Rabbi! Acizlikten ve tenbellikten sana sığınırım” (Buhari, Cihad, 25) diye dua etmiştir.

    Bazı sıkıntılar vardır ki, kulun irade ve gücünü aşar. Böyle felaketler başa geldiği zmaan heyecana kapılmadan ve şikayet etmeden takdir-i ilâhiye razı olup sabretmek müminlerin özelliklerindendir. Nitekim Cenab-ı Allah Kuran-ı Kerimde sabr-ı cemili (güzel sabır) emretmektedir. (Yusuf, 12/18). Rasulullah (s.a.s) Sabr-ı cemil şikayet edilmeyen sabırdır” buyurmuştur. Aslında elden bir şey geldiği zamanlarda sabırsızlık gelmediği zamanlarda sabırsızlık göstermenin bir faydası yoktur ve lüzumsuz bir harekettir.

    Kur'ân-ı Kerim'in yetmişten fazla ayetinde zikredilen sabır, insan tabiatına aykırı olan zorunlu hallere uymak ve güçlüklere karşı koymak demektir. Sabrın gâyesi, beklenmedik olaylar, içine düşülen güçlükler karşısında tedirgin olmamak, paniğe kapılmamak ve tahammül göstermektir. Allah Teâlâ sabredenlere mükâfatını hesapsızca vereceğini müjdelemiş ve onları övmüştür.

    Mü'minler, çoğu zaman sırf inandıkları için Allah düşmanlarının zulüm ve kötülüklerine hedef olurlar; çeşitli işkencelere uğrar, onlarla savaşmak zorunda kalırlar. İşte bu durumda sabır, mü'minin güç kaynağı, imanının koruyucusudur. Hz. Musâ'ya inananlara Firavun eziyet etmek isteyince onlar: "Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır ve bizi müslüman olarak öldür" (el-Araf 7/126) diye duâ etmişlerdi. Sevgili Peygamberimiz ve ilk müslümanların, yapılan işkence ve eziyetlere nasıl sabır ve tahammül gösterdikleri bilinen bir husustur.

    İbadetlerin nefsimize ağır gelen yönleri de sabırla hafifler. Böylece huzur içinde günde beş vakit namaz kılar, sıcak yaz günlerinde hiç bir sıkıntı duymadan oruç tutarız. Diğer ibadetler ve ahlâkî davranışlarda böyledir. Aşağıdaki âyetler bunu göstermektedir:

    "Her kim sabreder ve suç bağışlarsa, bu hareket arzu edilen en iyi işlerdendir" (eş-Şurâ, 42/43); "İçinizden mücahitleri ve sabredenleri belirtelim diye sizleri mutlaka imtihan ederiz. Haberlerinizi de denetleriz” (Muhammed, 47/31).

    Çoğu zaman insan nefsine uyar; Allah Teâlâ'nın emirlerine uyup yasaklarından kaçınmak ona zor gelir, nefse hoş gelen fena arzularını tatmin etmek ister, iyilik ve faziletlerden kaçınır. Meselâ; cebindeki parasını eğlence ve zevkleri için harcamak, bir yoksula vermekten daha hoş gelir. Bir çocuk için oyun oynamak, ders çalışmaktan daha ilgi çekici görünür. Gezip tozmak, çalışıp kazanmaya tercih edilir.

    İşte bu durumda, insanın, kendisine zor gelse bile, iyi olanı, faydalı olanı seçmesi, sabır ve tahammülle onu yerine getirmeye çalışması çok güzel bir davranıştır.

    Ayrıca insanlar hayat boyunca, bolluk veya yokluk içinde kalabilir, sağlıklı iken hastalanır, sel, deprem, yangın gibi felâketlerle karşılaşabilir; bütün bu durumlarda insanın en büyük dayanağı sabırdır. Aksine davranış, insanı Allah Teâlâ'ya isyana ve nankörlüğe sürükler. Cenab-ı Hak bu konuda şöyle buyurmuştur: "Doğrusu kim Allah'tan korkar ve düştüğü felâkete sabrederse; muhakkak ki Allah iyilik edenlerin mükafatı boşa, çıkarmaz" (Yusuf, 12/90).

    Peygamberler sabrın en büyük örnekleridir. Çünkü onlar bütün güçlükleri sabırla karşılamışlardır. Dileğimiz Allah (c.c.)'ın bizi, "belâlarına çok sabreden ve nimetlerine çok şükreden" kullarından eylemesi olmalıdır (İbrahim, 14/5).

    Sabrın sonu selâmettir. Sabır, iman ve ibadetin, ilim ve hikmetin, kısaca bütün faziletlerin başıdır. Sabırlı insan iyi insandır. İyi işler yapıp birbirine hakkı ve sabrı tavsiye edenlerin kurtuluşa ereceklerini Allah Teâlâ haber vermiştir. Sabır zafere giden yoldur (el-Asr, 103/1-3).

    Peygamber Efendimiz; "Sabır ve tahammül gösteren kimseyi Cenab-ı Hakk sabırlı kılar. Sabırdan daha hayırlı ve geniş bir nimet hiç bir kimseye verilmemiştir" (Tirmizi, Birr, 76).

    "Hoşlanmadığın şeye sabretmende büyük fayda vardır" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 307) buyurmuştur.

    Ayrıca Cenab-ı Hakk şöyle buyuruyor:

    "Muhakkak sizi biraz korku, biraz açlık ve mallardan, canlardan, ürünlerden biraz eksiltmekle deneriz; sabredenleri müjdele" (el-Bakara, 2/ 155).

    Bu ve benzeri âyetlerden Allah Teâlâ'nın insanları çeşitli sıkıntılara uğratarak imtihan ettiğini ve bu imtihanı sabredenlerin kazandığım öğreniyoruz.

    Sabırla bütün zorluklar halledilmekte, her türlü engel aşılmaktadır. Onun için atalarımız: Sabırla koruk, helva olur" demişlerdir.

    Hz. Peygamber şöyle buyuruyor:

    "Mü'minin işi hayrete şayandır. Zira işinin hepsi onun için hayırlıdır. Bu özellik yalnız mü'mine özgüdür. Zira sevinirse şükreder. Bu ise onun için hayırlıdır. Başına belâ gelirse sabreder. Bu da onun için hayırlıdır" (Riyâzüs-Sâlihin, 1, 54).

    Bizim için mutlaka hayırlı olduğuna inandığımız sabır, bütün peygamberlerin ortak sıfatıdır. Allahın dinini tebliğ ederken hepsi çeşitli sıkıntılara uğramış, kendilerine eziyet edilmiş, yurtlarından çıkarılmış. Hükümdarlar tarafından zindana atılmış ama onlar daima sabretmişlerdi. Kuran-ı Kerimde peygamberlerin sabrını dile getiren pek çok ayet-i kerime vardır. Rasulullahın hayatı ise baştan sona en güzel sabır örnekleri ile doludur. Bu sebeple her müslümana düşen görev, kurtuluşun sabırda olduğunu düşünerek, Allahtan sabır dilemek ve sabırlı olmaktır.

    Şamil İA