Günler, ne günlerdi, ya Muhammed; Çağlar ne çağlardı; Daha dünyaya gelmeden Müminlerin vardı… Ve birgün, ki gaflet Çöller kadardı, Halime’nin kucağında Abdullah’ın yetimi, Amine’nin emaneti ağlardı!
Biz dünyadan nereye Göçelim ya Muhammed? Yeryüzünde riya, inkar, hıyanet Altın devrini yaşıyor… Diller, sayfalar, satırlar (Ebu Leheb öldü) diyorlar: Ebu Leheb ölmedi, ya Muhammed; Ebu Cehil, kıtalar dolaşıyor!
Bir gün bana seslenirsen Ya RasulALLAH Çıkamam huzuruna utanırım Bir gün benim için üzülürsen Ya RasulALLAH Bu azaba dayanamam yanarım
Hali perişan bir kul yanı başına gelirse Ya RasulALLAH Peygamberlerin yanında ümmetimdendir deyip utanma Sen sakın boynunu bükme Ben giderim Ya RasulALLAH
Mahşerde bu ümmetin cehennemlik denirse Sen üzülme!Ben cennete gitmesem de olur Yeter ki gözünden yaşlar süzülmesin Ne olacak ki yanarım Ya RasulALLAH yanarım
Eğer bir gün bizi özler de gelmek istersen Mus'ab,Sevben,Bilal,Hubeyb,Ebu bekir Dayanamaz sensizliğe Onları bırakıp gelme Ya RasulALLAH
Biz Sana layık değiliz ki,Seni Onlar kadar sevemedik Rüzgar saçını dağıtır, ayağına diken batar diye üzülmedik Ya RasulALLAH Hatta saçını biz ağarttık Belki kalbini günahlarımızla biz yaraladık Seni hak etmedik Ya RasulALLAH hak etmedik
Yine utanmadan eğer Sana kavuşmak için görevimi bitirmeden gelirsem Yenik düşmüşsem firaka Yeter demişsem acılara Artık katlanamaz olmuşsam insanlara Hayır,hayır,hayır Girmediğim gönül kalmışsa Kabul etme,geri gönder,kov kapından Gücenmem söz Ya RasulALLAH gücenmem!!!
Ben haklı bile olsa minakaşayı(tartışmayı) terkeden kimseye cennettin kenarında bir köşkü garanti ediyorum.Şaka bile olsa yalanı terkedene de cennetin ortasında bir köşkü,ahlakı güzel olana da cennetin en üstünde bir köşkü garanti ediyorum...
Cennetlik kişi o kimsedir ki, ALLAH; kulağını hakkında halkın hayırlı övgüleriyle doldurmuştur;kendisi de hayırla yadedildiğini işitir.Cehennemlik olan da, kendi kulakları halkın hakkındaki kötü anmalarıyla dolan ve bunu bizzat işiten kimsedir...
Cehenneme girmesi haram olan kimseyi bildiriyorum.Dikkat ediniz! Bu kimse, insanlara kolaylık ve yumuşaklık gösterendir... _________________ ZULME SESSİZ KALAN DİLSİZ ŞEYTANDIR...
Yâ Nebî, şu hâlime bak! Nasıl ki bağrı yanar, gün kızınca, sahranın; Benim de ruhumu yaktıkça yaktı hicranın! Harîm-i pâkine can atmak istedim durdum; Gerildi karşıma yıllarca ailem, yurdum. “Tahammül et!" dediler... Hangi bir zamana kadar? Ne bitmez olsa tahammül, onun da bir sonu var! Gözümde tüttü bu andıkça yandığım toprak; Önümde durmadı artık, ne hânümân, ne ocak... Yıkıldı hepsi... Ben aştım diyâr-ı Sûdân'ı, Üç ay "Tihâme!" deyip çiğnedim beyabanı. Kemiklerim bile yanmıştı belki sahrada; Yetişmeseydin eğer, yâ Muhammed, imdada: Eserdi kumda yüzerken serin serin nefesin; Akar sular gibi çağlardı her tarafta sesin! İrâdem olduğu gündür senin irâdene ram, Bir ân için bana yollarda durmak oldu haram. Bütün heyâkil-i hilkatle hasbıhâl ettim; Leyâle derdimi döktüm, cibâli söylettim! Yanıp tutuşmadan aylarca yummadım gözümü... Nücûma sor ki bu kirpikler uyku görmüş mü? Azâb-ı hecrine katlandım elli üç senedir... Sonunda alnıma çarpan bu zâlim örtü nedir? Beş altı sineyi hicran içinde inleterek, Çıkan yüreklere hüsran mı, merhamet mi gerek? Demir nikaabını kaldır mezâr-ı pâkinden; Bu hasta ruhumu artık ayırma hâkinden! Nedir o meş'ale? Nurun mu? Yâ Resûlallâh!...
Gecelerden sabahlara, karanlıklardan güneşlere doğru açılan yüreklerimizin perde aralıklarından süzülen nur katreleriyle geldim kapına ! Biliyorum, güllerden geçer sana giden yollar Yakarışlarla, dualarla, tahiyyatlarla bezenir. Ey rahmetiyle kalpleri evirip çeviren, Sana kalbimi getirdim. Ey kalpleri nuruyla sarıp okşayan! Onulmaz yaralarla kanrevan kalbim avuçlarımda, kapına geldim. Selam olsun ömür seccadesini gönül dergahına serenlere, diyebilmeyi ne çok isterdim, ama biliyorum ne yüzüm var nede hakkim. Öğrendim ki dua, asığın maşuguna bir haber salmasıdır; gözyaşlarıyla yazılmış bir mektubu. Ve bir bekleyiştir, iştiyakla, korkuyla, ümitle bekleyiş. İste, zaman her saniyesini balyozlamaktayken ömrün, verilmemiş hesapların korkusuyla, titreyen yüreklerimizin bir lahsa umut adına geldik kapına Ah gelebildik mi, bir haber var mi affına dair? Acziyetimi alarak koynuma, bir derviş hırkasıyla, sevgili Eyyüb'unün sabrını yüklenerek gelebilmek isterdim kapına! Meryem örtülerimle örtünebilseydim Tur Dağındaki o ses bir yankı bulabilseydi ruhumda insanlığım adına. Önünde bütün ruhumla secde edebilseydim. Yeri göğü bağrına basan Ey Rabbim! Ey gökyüzünü kudretiyle sürmeleyen! Rahmetini serp taslasan gönüllere Ey Rabbim! Sanadır münacatım, yalnız Sana olsun aşkım lutfeyle! Bir avuç ateş böceği uçuver ne olur zifiri yüreklerimize. Kararan günlerimize, gecelerimize Ve ne olursan ol gel diyen aşıkların hürmetine, ne olur affeyle! Seni aradım durdum gönüllerin yalnızlığında çöllerinin, menzilsiz yollarında ve bir katre rahmetine muhtaç toprağında. Ah perde, ah sah damarım! Şefkatinin gölgesine sığınıyorum Ya Rabbim! Hiçliğin zerresinden kavrulmaya can attığım demdir. Vedudsun İltifatına muhtacız Ya Rabbim! Tenezzül buyur kulununu münacatına. Dua dua açılırmış Sana giden kapılar. Hüzünlü bir sonbahar günü kapında yalvarmaya geldim. Senden korkum nar değil, kaybetme korkusudur. Dostu, en sevgiliyi, sila-i rahimi, cananı, canda kaybetme korkusu! Umudumsa rızan: iIlahi ente maksudi.. Yüreklerimiz ezik Ya Rabbim! Yüzümüz yerde. Kaldırıp başımızı sonsuzluğa bakmaya yüzümüz yok! Layık olamadık. Pişmanlığın dehlizlerinde boğuluyorken ağlayamadık, derinden sessizce Zayıf irademizle, alaca karanlık yüreklerimizle bir damla gözyaşı getirebilseydik yürekten, ihlas adına. Biliyorum pişmanlıklara delil kabul ederdin Yüreğin zayıf noktalarında mahkum oldum nefsimize. Ya Rabbim! Çikar kelepçelerini o aleyhillanenin Çıkar ne olur, dostlarının hatırına. Azad et Ya Rabbim! Şüphelerin oyuncağı olmuş aklin nezarethanesinden. Kutlu sevdanın gül kokusundan doya doya içir sinelerimize diri meyyitler gibi değil, sırat-i müstakim üzerinde günahlardan nurunla yıkanmış olarak yürümeyi nasib eyle. Şehirler, evler mezar oldu Ya Rabbim! Her evden ceset kokulari yükseliyor semaya. Bedenler degil ruhlar ölü. Bizi nurunla dirilmeyi nasib eyle. Biz sanemler inşa ettik yüreklerimizde gökdelenler boyu. Biz yeryüzü tanrılarının eteğini öptük. Diz boyu battık çirkefine alemin. Sahte dostları, riyakar aşkları çarparak yüzüne insanlığın, Sana koşmayı nasib eyle. Tevbe kapılarının ardına değin açıldığı ve meleklerin kanatlarıyla yeryüzüne kapandığı günlerin rahmetinde yüzmekteyken edep aşkını gönüllerimize nakşet. İste can pazarında canimizi satmaktayız, bir iltifatın uğruna. Gülistanında renksiz, kokusuz bir yaprak olmayı çok görme. Yüce kapında kıtmir olanlardan eyle. Elimizden, yüreklerimizden katran rengi günahlar dökülüyor. Duaları semadan çevrilmeyenler adına, geceleri nurlarıyla sabahlara çevirenler adına, samimiyeti nakış nakış ömür gergefine isleyenler adına, tevbe ediyor, af diliyoruz dualarımızla Ya Rabbim!.. Ben pişmanım!.. Ben pişmanım!.. AFFET ALLAH'M AFFET AFFET
SLM VE DUA İLE...
HAYIRLI GÜNLER BALIM HAYIRLI OLSUN SAYFAN GÜZEL OLMUŞ
Kur'ânın emir ve yasaklarına uyanlar, Mutmainne Nefse ulaşarak cennete lâyık olurlar. Ancak Allah katında daha yücelmeyi dileyenler takvaya sarılmalı, onun özelliklerine göre yaşamına yön vermelidir. Cenâbı Allah'ın dostluğuna ancak " takva sahibi " olmakla erişilebilir. Her müslüman takvanın niteliklerini mutlaka bilmeli, bunları ceht ve gayretle uygulamalı, diğer bir deyişle takva yaşamı'nı kendisine temel prensip edinmeli, eğer tam uygulayamıyorsa Allahü Teâlâ'nın rahmetine sığınmalıdır. Tegabun 64/16: "Gücünüz yettiği ölçüde takvada bulunun..." Takvanın temelinde; " Hakkı sevmek, halkı sevmekle olur. " prensibi yer almaktadır. İnsanın Allah katında yücelmesi, ancak beşere (insanlara) hizmetle mümkündür.
Takva özelliklerine bürünmek, nefsin terbiye yolun'dan başka birşey değildir. Kötülüklerin kaynağı nefs; arınmakla kurtuluşa erebilmekte, ilâhî sıfatlara ve Cenâbı Allah'ın sevdiği özelliklere sahip olmanın mutlak yolu da, takvadan geçmektedir. Nefs terbiyesi ile ilgili olarak, tasavvuf ehlinin öngördüğü birçok yöntemler, islâmi kitaplarda yer almıştır. Ancak Kûr'an; nefs arındırılmasının ancak takva sıfatlarına bürünmekle mümkün olduğunu vurgulamıştır.
Allahü Teâlâ; kullarının dostluğuna ve sevgisine erişebilmesi için erdirici yolu belirlemiştir. Yûnus 10 / 63 : " Allah'ın dostları, iman edip te takvaya sarılmış olanlardır. " Şu halde ilâhî yol : A) Allah'a iman, B) Takvadır ALLAH A EMANET OL SELAM VE DUA ILE
Ölüm varsa ve ölümden ötesi varsa, hesap varsa, mizan varsa, bir kefene bile sarılıp sarılamayacağımızdan emin değilsek, bizim için mizanın nasıl kurulacağını bilemiyorsak, farkında olmadan işlediğimiz günahlar ve hiç fark etmeden kazandığımız sevaplar varsa, neden göğsümüz dolmasın, neden yüreğimiz titremesin?
Biz kimin mülkündeyiz, kimin huzurundayız, biz kimin şefkatine ve merhametine muhtacız?
Eğer bizler yaptığımız ibadetlerde ve iyiliklerde yeterince ihlas sahibi olup olmadığımızdan emin eğilsek, kibirden, riyadan, ucubtan, hasetten, gıybetten, nifaktan gereğince temizlenemediysek, bunlardan arındığımızı zannedip kendimizde bir varlık görmek gibi bir hataya düşebiliyorsak geceler bizim için ağlama zamanıdır. İnsanı yücelten; kendini eksik ve kusurlu olarak kabul etmesi, güzel örneklere bakarak her güzel huyu kendine maletmeye çalışmasıdır.
İnsanı yücelten tek yardımcı olarak Rabbini bilmesi, yalnız O'na kulluk edip yalnız O'na dayanmasıdır.
İnsanı yücelten Rabbi ile arasında sıcak bir bağ kurması, bu bağdan güç alması, her şeyde her varlıkta hatta kendi gönlünde O'nu görebilmesidir. Çünkü (cc) bir kudsi hadiste buyurur ki:
"İnsan Benim sırrımdır, Ben insanın sırrıyım".
Ve Cenab'ı Hak Hz.Muhammed (sav)in aynasından seyredilir. O'na ne kadar uyabilirsek biz de o derece temiz bir ayna oluruz Hakk'a. Çünkü (cc) kamil insanın gönlüne tecelli eder. Kamil insan olmak da ancak güzel ahlaktan geçer. Çünkü müminin mizanında güzel ahlaktan daha ağır gelecek bir şey yoktur. Karanfiller ağlardı gecelerde, neden ağlamasın? Öz ağlamayınca göz ağlamaz... Anlaşılamayan ve anlatılamayan hüzünleri ifade etmenin en iyi yolu ağlamak değil midir?
Sizlere hüzün rıhtımından seslendik, hüzün güzeldir. Ulaşabildiğimiz her yere gönülden selam olsun.